Medyum Logo

RUKYE VE AFSUN

Rukye ; Arapça nefes,okuma,havas ehlinin okudukları azayim,manalarına gelmekle olup,bir işin meydana gelmesi için doğaüstü bir güce başvurmadır.Efsun ise;büyü ,efsunlanma denilen efsun kelimesinin bir şekli olup afsoyidan mastarından gelmekte olup , kelimenin kökü “sü” dür.Bugün efsun kelimesi farsçada bilhassa zehirli hayvanları sokmalarına karşı yapılan “şerbet” manasında kullanılmaktadır.Eski Türkçe’de rukye kelimesi ,kısmen efsun kelimesiyle karşılanmakta olup ,bazı tanımlarda birbirini tamamlar nitelik arz tanımlanabilir.
Bunla birlikte , rukyenin bir çok hastalık için ve zehirli hayvanların zararlarına karşı koruyucu ve tedavi edici yönünün bulunması efsunun ise sadece zehirli hayvanların zararlarından korunmak için bir ön hazırlık olması açısından ruh,efsuna göre daha kapsamlı ve geniştir denilebilir.
Cahiliye devrinde izine rastlayabileceğimiz rukye yaparak bir çok zehirli hayvanlardan korunma okadar yaygınlık kazanmıştır ki ,ruhyehan denilen meslek sahipleri de ortaya çıkmıştır.Gerek kişilere karşı okuma ,gerekse ipliklere karşı okuma şeklinde gerçekleşen ruhye,Cahiliye Arapları arasında şirk ifade etmesi yönüyle Peygamber tarafından rukyenin yöntemi yasak edilmiştir.
Zira,Cahiliye devrinde yapılan rukye halktan da kendisine soru sorulan Peygamber’den ;”Rukyenizi bana gösteriniz,şirk olmadığı sürece beis yoktur” buyurarak rukyenin şirke kaymayan yönteminin cevazına hüküm vermiştir.
Rukyenin cevazına hüküm veren Peygamber,hangi durumlar karşısında rukye yapılacağını da bildirmişti,”Resulallah göz değmesinden,zehirli şeylerden ,yan tarafta çıkan sivilce ve yaralardan dolayı rukye izin verdi.” Buyurulan hadis genel durumları zikretmekle birlikte,şirk olmamak kaydıyla bu benzeri hastalık durumlarında Allah’ın yardımına başvuramanın faydası olacağı kesindir.En azından psikolojik olarak kişinin vesile olması açısından rukyenin bu yönü inkar edilemez.
Rukyenin faydası olduğuna inanan Resululallah “Sizden kim kardeşine faydalı olabiliyorsa onu yapsın “ buyurarak rukyenin ihtiyaç halinde yapılması yönünde teşvik etmiştir.Ancak bu teşvik yanlış anlaşılmamalıdır.Zira rukye ,dindarlığın icabı,şer’in emrettiği bir şey değil nihayet bir müsaadedir.
Hanefi mezhebinin bu husutaki görüşünü nakletmiş olan müfessir Elmalılı Hamdı Yazır ,efsuncuların rukye ederlerken iplik üzerine okuduklarını rivayet ettikten sonra şöyle devam etmekte ve konuyu özetleyici son noktayı koymaktadır.Bu tafsilin faydası ,sihir karışmayan yani şer ve şeytanlar için olmayıp da ondan korunma , hastalık ve afete Allah’tan şifa niyazi için kendine ve diğerleine hulusi kalp ve niyeti salah dua ile veya ayet okuyup üflemek kabilinden olan nefeslerin cevazına işarettir.Çünkü bundan kimseye izrar ve iğlal veya Allah’tan başkasına teavvuz ve iltica manası yoktur.Rasulallah kendisine ve diğerlerine bu suretle okuyp üflediği ve böyle hayır için rukyeye müsaade eylediği sabit ve bu sebeple gerek ruhani ve gerek cismani nice hastaların şifaya olduğu da vaki ve meşhurdur.
Rukye ; Arapça nefes,okuma,havas ehlinin okudukları azayim,manalarına gelmekle olup,bir işin meydana gelmesi için doğaüstü bir güce başvurmadır.Efsun ise;büyü ,efsunlanma denilen efsun kelimesinin bir şekli olup afsoyidan mastarından gelmekte olup , kelimenin kökü “sü” dür.Bugün efsun kelimesi farsçada bilhassa zehirli hayvanları sokmalarına karşı yapılan “şerbet” manasında kullanılmaktadır.Eski Türkçe’de rukye kelimesi ,kısmen efsun kelimesiyle karşılanmakta olup ,bazı tanımlarda birbirini tamamlar nitelik arz tanımlanabilir.
Bunla birlikte , rukyenin bir çok hastalık için ve zehirli hayvanların zararlarına karşı koruyucu ve tedavi edici yönünün bulunması efsunun ise sadece zehirli hayvanların zararlarından korunmak için bir ön hazırlık olması açısından ruh,efsuna göre daha kapsamlı ve geniştir denilebilir.
Cahiliye devrinde izine rastlayabileceğimiz rukye yaparak bir çok zehirli hayvanlardan korunma okadar yaygınlık kazanmıştır ki ,ruhyehan denilen meslek sahipleri de ortaya çıkmıştır.Gerek kişilere karşı okuma ,gerekse ipliklere karşı okuma şeklinde gerçekleşen ruhye,Cahiliye Arapları arasında şirk ifade etmesi yönüyle Peygamber tarafından rukyenin yöntemi yasak edilmiştir.
Zira,Cahiliye devrinde yapılan rukye halktan da kendisine soru sorulan Peygamber’den ;”Rukyenizi bana gösteriniz,şirk olmadığı sürece beis yoktur” buyurarak rukyenin şirke kaymayan yönteminin cevazına hüküm vermiştir.
Rukyenin cevazına hüküm veren Peygamber,hangi durumlar karşısında rukye yapılacağını da bildirmişti,”Resulallah göz değmesinden,zehirli şeylerden ,yan tarafta çıkan sivilce ve yaralardan dolayı rukye izin verdi.” Buyurulan hadis genel durumları zikretmekle birlikte,şirk olmamak kaydıyla bu benzeri hastalık durumlarında Allah’ın yardımına başvuramanın faydası olacağı kesindir.En azından psikolojik olarak kişinin vesile olması açısından rukyenin bu yönü inkar edilemez.
Rukyenin faydası olduğuna inanan Resululallah “Sizden kim kardeşine faydalı olabiliyorsa onu yapsın “ buyurarak rukyenin ihtiyaç halinde yapılması yönünde teşvik etmiştir.Ancak bu teşvik yanlış anlaşılmamalıdır.Zira rukye ,dindarlığın icabı,şer’in emrettiği bir şey değil nihayet bir müsaadedir.
Hanefi mezhebinin bu husutaki görüşünü nakletmiş olan müfessir Elmalılı Hamdı Yazır ,efsuncuların rukye ederlerken iplik üzerine okuduklarını rivayet ettikten sonra şöyle devam etmekte ve konuyu özetleyici son noktayı koymaktadır.Bu tafsilin faydası ,sihir karışmayan yani şer ve şeytanlar için olmayıp da ondan korunma , hastalık ve afete Allah’tan şifa niyazi için kendine ve diğerleine hulusi kalp ve niyeti salah dua ile veya ayet okuyup üflemek kabilinden olan nefeslerin cevazına işarettir.Çünkü bundan kimseye izrar ve iğlal veya Allah’tan başkasına teavvuz ve iltica manası yoktur.Rasulallah kendisine ve diğerlerine bu suretle okuyp üflediği ve böyle hayır için rukyeye müsaade eylediği sabit ve bu sebeple gerek ruhani ve gerek cismani nice hastaların şifaya olduğu da vaki ve meşhurdur.